19-02-2007

Zorunlu Sigorta Hekimleri Memnun Etmedi

Hekimlere zorunlu mali sorumluluk sigortası getiren yasa maddesi, hekimleri memnun etmedi. Hekimler, yasanın tıbbi hataların azalmasına katkı sağlamak yerine, defansif tıbbı tetikleyeceğini dile getiriliyor. Hekimleri düşündüren bir diğer nokta ise tazminat kazanabilmek için haksız yere şikayet edilecekleri ihtimali


Helin Aygün/Ankara
Torba yasa içerisinde görüşülen ve TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen “zorunlu mali sorumluluk sigortası”nın yararlı olacağı konusunda hekimler tereddütlü. Hekimler, zorunlu sigortanın tıbbi hataların azalmasında hiçbir etkisi olmayacağını, hatta özellikle cerrahi branşlarda defansif tıbbın gelişeceğini düşünüyor. Hekimleri kaygılandıran diğer sebepler arasında, “tazminat almak için hekimleri şikayet etmenin sektör haline gelebileceği, özel sigorta şirketlerine kaynak aktarılacağı, riskli ve fazla risk taşımayan tıp branşlarından aynı miktarda prim kesintisi yapılacağı” bulunuyor.

Malpraktise etkisi olmayacak
İzmir Tabip Odası Başkanı Op. Dr. Suat Kaptaner, yasanın gerekçesinde Sağlık Bakanlığı’nın sıraladığı çalışma koşulları değişmedikçe, malpraktisin azalmasında zorunlu sigortanın etkili olmayacağını söyledi. Kaptaner, “Yasanın gerekçesinde, hekimlerin çok hasta baktığı, nöbet sonrası 36-48 saat çalıştığı, istediği ilacı kullanamadığı için hekimlerin hata yaptığı belirtiliyor. Zorunlu sigortasının çıkması, bu koşulları değiştirmeyeceği için, tıbbi hataları azaltmayacaktır. Tam tersine bu koşullar değişmediği sürece, hekimler ortada tazminat meselesi de olduğu için defansif hekimliğe yönelecektir. Bu, esas olarak hastalara olumsuz yansıyacak” dedi.

Sigorta şirketleri pazar arıyor
Hekimin, tazminat ödememek için mümkün olduğu oranda cerrahi işlem yapmaktan kaçınacağını ve risk almak istemeyeceğini dile getiren Kaptaner, “Avustralya’da kadın doğum uzmanları malpraktisten dolayı yüklü tazminatları ödeyecek güçleri kalmadığı için Sağlık Bakanlığı’yla pazarlık etmişler ve o dönemde ameliyat yapmamışlardı. Sonuçta kendi talepleri kabul edilince yeniden ameliyat yapmaya başladılar” dedi.

Kaptaner, tıbbi sorumluluk sigortasının en yoğun uygulandığı ülke olan ABD’de sağlık harcamalarında sigorta şirketlerine aktarılan paranın büyük boyutlara ulaşmasıyla, orada bile sigortanın tartışılmaya başlandığını söyledi. ABD’de özel mesleki sorumluluk sigortasına harcanan paranın, sağlık sistemini tehdit eder hale geldiğini anlatan Kaptaner, “Dev sigorta şirketleri bunun için dünyada pazar arıyorlar. Hükümet de Türkiye’nin sağlık pazarını bunlara açıyor. Bu, Türkiye’de sağlık harcamalarının artmasına yol açacak bir sistem” diye konuştu.

Geçim kapısı olabilir
Op. Dr. Suat Kaptaner, çalışma koşullarını düzeltmeden tıbbi hatalar için tazminat ödendiği takdirde, bunun birçok insan açısından bir geçim kapısı haline gelebileceğine dikkat çekti. Tazminatlardan kazanç elde etmeye çalışmanın ayrı bir sektör olacağını belirten Kaptaner, “Biz tabii ki hastaların tıbbi hizmetlerden mağdur olmasına ve mağduriyetlerinin karşısında tazminat olmasına karşı değiliz. Hastalar, uğradıkları mağduriyet karşısında maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Bizim önerimiz, bunun, oluşturulacak bir kamu fonu aracılığıyla karşılanması. Tazminatı karşılamak için özel sigorta şirketlerine bir yıl boyunca trilyonlar aktarmaya gerek yok” dedi.

Devlet fon oluştursun
Kaptaner, bir yıl içinde Türkiye’de hekimlerin tıbbi hatalar nedeniyle ne kadar tazminat ödediğinin belirlenmesi gerektiğini, bunun da oluşturulacak bir kamu fonuyla karşılanması gerektiğini söyledi. Kaptaner, şunları ifade etti: “Hekimlerin çalışma koşullarını devlet belirlediği için, büyük ölçüde Sağlık Bakanlığı katkı koymak zorunda. Yasanın gerekçesinde bile, çalışma koşullarının olumsuzluğu nedeniyle tıbbi hata yapıldığı belirtiliyor. Bu koşulları Sağlık Bakanlığı düzeltmek zorunda olduğu gibi, tazminatın finansmanını da Sağlık Bakanlığı’nın üstlenmesi lazım. Sonuçta hekimler kamu görevi yapıyor. Hekimin bu koşullardan bağımsız olarak bilimsel yetersizliği nedeniyle yaptığı bir tıbbi hata olduysa, bu hekime zaten rücu ediliyor. Ama bir kamu fonu oluşturulursa, Sağlık Bakanlığı’nın gerekçede sunduğu uzun süren bürokratik prosedürün önüne geçilmiş olur.”

Kloz, yasayla çelişkili
Geçtiğimiz eylül ayında Sağlık Bakanlığı’nın çıkardığı, sigorta anlaşmalarına temel teşkil edecek. sigorta klozunun, bu yasayla çelişkili olduğunu vurgulayan Suat Kaptaner, “Bu klozda, ‘Hekim dışı personelin yaptığı mağduriyetlerden dolayı hekim bir tazminat ödemek zorunda kalırsa, sigorta teminat dışında kalır’ deniyor. Bir yandan ‘anestezi teknisyenleri hasta uyutabilir’ diye yasa çıkarıp bunun sorumluluğunu doktora yüklüyorsunuz, bir yandan da bu sorumluluktan dolayı hasta mağdur olursa doktoru teminat paketi dışında bırakıyorsunuz. Bu kloz, çıkarılan yasayla çelişiyor” dedi.

Yeni bir karmaşa yaratacak
Afyonkarahisar Tabip Odası Başkanı Dr. Mustafa Enis Arabacı, hekimlerin önemli bir bölümünün yoğun iş yükünün altında ezildiği, günde 100 ya da daha fazla hasta muayene etmek zorunda kaldığı bir ortamda böyle bir yasanın hekimlere karşı haksız bir yaklaşım olduğunu bildirdi. Mevcut şartlar görmezden gelinerek oluşturulan bu yasayla, zaten eğreti bir şekilde yürüyen sağlık hizmetlerinde yeni bir karmaşanın ortaya çıkacağını savunan Arabacı, “Böyle bir yasal düzenleme için ülkemiz sağlık ortamı henüz uygun değil. Yine sistemin tüm yükü, günah keçisi olan hekimlerin sırtına yükleniyor” dedi.

Çözüm sigorta değil
Arabacı, hekimlerin çalışma ortamının tıbbi hatayı kaçınılmaz hale getirdiğini, tıbbi hataların önüne geçilmek isteniyorsa öncelikle poliklinikler önündeki yığılmalara çözüm bulunması, günlük poliklinik ve cerrahi sayılarının kısıtlanması, ilaç yazma kısıtlamalarının makul hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Hastaların şu anda da tıbbi hatalara karşı tazminat haklarının var olduğunu anımsatan Arabacı, “Bu yasayla sağlanacak asıl değişim, sigorta şirketleri ve avukatlar için yeni bir kazanç kapısı açılması ve hasta-hekim ilişkilerine ise dinamit konulmasıdır” diye konuştu.

Yerli-yersiz şikayetler artacak
Dr. Mustafa Enis Arabacı, yasanın hekimler hakkındaki yerli-yersiz şikayetleri artacağını dile getirdi. Bu yasayla yeni bir sektör oluşturulması sebebiyle, hekimlerin çoğu gereksiz şikayetlerle karşılaşılacağını dile getiren Arabacı, şunları söyledi:
“Böylece bu tarz davalara muhatap olmamak için ya da yüksek tazminata sebep olabilecek durumlara karşı, özellikle cerrahi branşlardaki hekimler riskli vakalarda sorumluluk almak istemeyecektir. Bir başka deyişle tıbbi tedavinin şekline karar verirken artık tıbbi olmayan yeni bir parametreye daha sahip olduğumuz söylenebilir. Çıkarılan yasayla zorunlu mali sorumluluk sigortasının uygulamasıyla ilgili düzenlemeler tamamen Hazine Müsteşarlığı’na bırakılmıştır. Yasada ödenecek primin miktarı ve güvencenin içeriği ve mali sorumluluk sınırıyla ilgili kararlar da Hazine Müsteşarlığı’na bırakılmıştır. Hekimlerin piyon olduğu bu yasada, görülüyor ki Sağlık Bakanlığı da devre dışında kalacaktır.”

Sigortaya bataklık benzetmesi
Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi 4. Cerrahi Klinik Şefi Doç. Dr. Faik Çelik, çıkarılan yasayı, “bataklık dururken, sivrisinekle uğraşmak” olarak nitelendirdi. Hekimlerin, yasadan sonra da hastalara yeterli süre ayıramayacağını, uygun teknoloji-alt yapı ve nitelikli personel bulmakta zorlanacağını ifade eden Çelik, “Bu, bataklık dururken, sivrisineklerle uğraşmak gibi bir şey. Yasa hiçbir şeyi değiştirmeyecek” dedi.

Doç. Dr. Faik Çelik, modern ülkelerin temel asgari şartları sağladıktan sonra zorunlu sigorta uygulamasına geçtiğini belirterek, “Biz ise, sıvaları dökülmüş, çatlakları ortaya çıkmış bir duvarın üstüne bir kat plastik boya atacağız” diye konuştu.

Özel sektörde sigorta primlerinin kuruluş sahibi tarafından ödendiğini ancak kamudaki hekimlerin döner sermaye payından da kesinti yapılacağını dile getiren Çelik, “Ben zaten o döner sermaye payını emeğimin karşılığında alıyorum. Sigorta primlerini Maliye Bakanlığı karşılasın. Niye ben cebimden ödeyeyim ya da bir hekim yüzünden diğer hekimlerden kesinti yapılsın? Ayrıca her branşın riski aynı değil. Yasa hepsini aynı kefeye koyuyor. Bu da haksızlık” dedi.

Sigortacı gözüyle zorunlu sigorta
Yeni TCK’daki ‘kasıt unsuru’nun net olmaması da sigortacıları hatanın hekimden mi yoksa sağlık kuruluşundan mı, altyapı eksikliğinden mi kaynaklandığı konusunda kararsız bırakabilecek

Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Danışmanı ve aynı zamanda tıp doktoru olan Dr. Haluk Özsarı, Türkiye’de “mesleki sorumluluk sigortaları” uygulamasının sağlık alanında yeni olması, bu konuya yönelik yeterince veri bulunmaması, sağlık hizmetleri için kamu otoritesi tarafından standartların belirlenmemiş olması veya belirlenenlerin yeterli denetime tutulamaması gibi nedenlerle, verilen teminatların net olmadığını söyledi.

“Risk muallak”
Teminatlarda net olmamanın, “riskin muallaklığı” anlamına geldiğini belirten Özsarı, şunları anlattı:
“Yani herhangi bir zararla karşılaşıldığında bunun hekimden mi, sağlık kuruluşundan mı, altyapı eksikliğinden mi geldiği tam olarak ortaya konulamayabilir. Ne yazık ki ülkemizde hem hizmeti sunan kurumların asgari standartları, hem de hizmet veren sağlık çalışanlarının iş ve işlemlerine yönelik olarak, başta hastanecilik hizmetleri olmak üzere, standart tanı tedavi kılavuzlarının olmaması, böyle problemli konuları gündeme taşıyabilecektir. Özellikle de yeni TCK’da sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında ortaya çıkabilecek bir suçta, ‘kasıt unsuru’nun netleştirilememesi, yani bu gün itibarıyla subjektif olma durumu, bizleri bu tür sorunlarla çok karşı karşıya bırakabilecektir.”

Dr. Haluk Özsarı, sigortacılık alanında “hukuksal koruma” olarak da bilinen mesleki sorumluluk sigortalarının dünya ülkelerinde uzun yıllardır uygulandığını dile getirdi. Avrupa Birliği uygulamaları kapsamında bu tür sigortalar zorunlu hale geldiğini ifade eden Özsarı, özellikle, doktor, yapı denetim, avukat, güvenlik firmaları, yeminli mali müşavir, mali müşavir ve serbest muhasebeciler bu kapsamdaki meslek grupları olduğunu kaydetti.

Eller taşın altına
Dr. Haluk Özsarı, 2006 yılında Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan düzenleme ile sağlık alanında da sorumluluk sigortaları uygulamasının başladığını söyledi. Sigorta şirketlerinin hekimler için yaptığı sorumluluk sigortası ile bu yasadaki zorunlu sigorta arasında öz olarak bir fark bulunmadığını belirten Özsarı, hekimlerin döner sermaye paylarından prim ödeyecek olmalarıyla ilgili de şunları ifade etti:
“Hukuksal koruma olarak bilinen mesleki sorumluluk sigortaları, kişileri, ortaya çıkabilecek üçüncü şahıs mağduriyetine karşı korumayı amaçlar. Eğer prim ödemesinin tamamı, sağlık hizmetini sunan kişiler yerine kurumdan alınacaksa, burada kişilerin ellerinin taşın altında olmayacağı şeklinde yorum yapılabilir. Yani, hizmeti sunanların da burada sorumluluk almalarının gerektiği iddia edilebilir. Tabii ki, bu iddiayı edenlerin ülkemizdeki sağlık hizmet standartları ile bunların denetimine iliş kin hususları yani eksiklikleri de dikkate almaları gerekir. Yoksa, sağlık hizmetlerinin sorumluluğunu, tek başına hizmeti sunan sağlık çalışanlarına vermek gibi bir haksızlığı yapmış oluruz ki bundan hem hizmeti sunanlar hem de hizmeti yönetenler adına kesinlikle uzak durmalıyız.”

Farklı prim kesintisi yapılabilir

Zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla ilgili bilgi veren sigorta yetkilileri, riskli uzmanlık alanlarından farklı kesinti yapılabileceğine dikkat çekiyor

Koç Allianz Sigorta Bireysel Teknik Yöneticisi İpek Kutluğ Özcan ve Bireysel Sağlık Müdürü Dr. Cem Köylüoğlu’nun verdiği bilgiye göre, farklı branşlardaki hekimler arasında farklı prim kesintisi yapılabilir. Özcan ve Köylüoğlu’nun verdiği bilgiler şöyle:
- Sigortacılık kapsamında her uzmanlık alanının riski, ilgili uzmanlık alanının hasar geçmişi, hasar potansiyeli, mevcut koşullar göz önüne alınarak farklı olarak değerlendiriliyor ve farklı fiyatlandırma yapılıyor. Bir pedagog ile bir kadın doğum uzmanının riski bu durumda ayrı değerlendirilecektir. Bu nedenle her bir uzmanlık alanı için farklı kesinti yapılması yoluna gidilebilir.

- Zorunlu mali sorumluluk sigortası tıbbi uygulama hatalarını azaltma yönünde hekim ve kurumların önlemlerini arttıracaktır.

- Zorunlu sigorta, aydınlatılmış onam prosedürünün daha işlevsel ve gerçekçi olmasını sağlayacak, hekim aldığı riskin farkında olarak optimal karar verebilecek. Tüm branşlarda mevcut durumdan daha dikkatli ve seçici, bazen defansif yaklaşım doğurabilecektir. Bu ise bazı hastaların tedaviye ulaşımını güçleştirebilir.

- Hekimlerden ne kadar kesinti yapılacağı katılımcı sayısı ve teminatlar-limitlerle ilgili bir konudur. Varsayımda bulunmak zor.

- Hekimlerin sigortasının olduğunu bilinmesi, şikayetlerin ve tazminat taleplerinin artmasına neden olabilir

 



 

                                                              

Adınızı ve branşınızı bildirerek,gelişmeleri kaçırmadan izleyin

Copyright 2006@ulusoyreklam.com                                                                                                                                                           www.ulusoyreklam.com